|
Türkiye’de Laparoskopi, Kanser Cerrahisi, ve Genel Cerrahi uygulamalarıyla büyük çaplı başarılara imza atan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, Büyük Anadolu Meydan Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. Yurt içi ve dışında çeşitli hastane ve kliniklerde görev yapan Yol, kendi yöntemleriyle uyguladığı değişik tekniklerle hastaları 48 saat içinde normal yaşantısına döndürüyor. Türkiye çapında bir doktor olan Prof. Dr. Serdar Yol ile A’dan Z’ye hem sohbet etmek hem de kullandığı teknikler hakkında bilgi almak için kendisine sorularımızı yönelttik. Hayatının her döneminde gösterdiği başarıyı okuduğu okul ve üniversitede de sürdüren Yol’un dönem birincilikleriyle de adından söz ettiren bir isim… Deneyimlerini görev yaptığı illerde de başarı ile sergileyen Prof. Dr. Serdar Yol, “Tıb’da hasta yok, hastalık vardır” mantığını her ortamda dile getirenlerden biri…Prof. Yol ile Sağlıklı Yaşam dergisi için konuştuk…
Kendinizden biraz bahseder misiniz?
1964 yılında Samsun'da doğdum. 1975'de başladığım Samsun Anadolu Lisesini 1982 yılında dönem birincisi olarak bitirdim. Daha sonra 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesine başladım. Yine dönem birincisi olarak 1988 yılında mezun oldum. Genel cerrahi ihtisasına Konya Selçuk Üniversitesi'nde başladım ve o yıldan bu yana 20 yıldır Konya Selçuk Üniversitesi’nde çalıştım. Bu arada Japonya’da 2 yıl ve Ankara İbni Sina Cerrahi Onkoloji Kliniği’nde yaklaşık 1 yıl çalıştım. 2000 yılında doçentlik, 2006 yılında da profesörlük unvanını aldım.
Hocam; uzun yıllar Konya’da çalıştıktan sonra neden şimdi Samsun?
Samsun'da olmak bana çok ayrı bir keyif veriyor. Memleketim olarak gördüğüm yer hep Samsun oldu. Ailem ile birlikte hep yaşamak istediğimiz yer. Samsunu tercih etmemdeki birinci sebep burasının kendi memleketim olması. İkinci sebep olarak da, Samsun’da laparoskopik, kanser, ve genel cerrahinin diğer alanlarında bu bölgenin hizmete ihtiyacı olduğunu gördüm ve hizmet edebileceğimi düşündüğüm için geldim.
Büyük Anadolu Hastanesi ile tanışmanız veya tercih sebebiniz nasıl oldu?
İki yıl Japonya’da mide kanseri, laparoskopi ve endoskopi alanlarında bilimsel çalışmalar yaptım. Bu birikimler sonucu bulunduğum noktaya gelmek nasip oldu. Samsun ile ilgili araştırma yaptığımda halk arasında en çok tercih ve güvenilir kabul edilen bir hastane olduğu içinde Büyük Anadolu Hastanesi'ni seçtim. Samsun’da yapacağım çalışmaların alt yapısının ve son teknolojik cihazların Büyük Anadolu Hastanesi’nde olduğunu gördüm. Bunun için hastalarıma daha çok faydalı olabileceğimi düşündüm ve Büyük Anadolu Hastanesini tercih ettim.
Türkiye de Önemli Sağlık kuruluşlarında görev yaptığınızı biliyoruz. Bunlardan kısaca bahseder misiniz?
1999 - 2000 yılları arasında Ankara İbni Sina Hastanesi'nde Cerrahi Onkoloji Kliniğinde yani Kanser Cerrahisi bölümünde de görev yaptım. Burada çok sayıda kanser hastası görme ve tedavi etme fırsatı buldum. Tıpta “hastalık yoktur, hasta vardır” prensibi geçerlidir ve her hekim her hastadan yeni bir deneyim ve birikim kazanır. Bende bu güne kadar olan bilgi birikimi ve tecrübelerimi hastalarıma aktardığıma inanıyorum. Yurt dışından döndükten sonra özellikle mide kanseri tedavisindeki yenilikleri toplantı ve seminerlerde anlatmak ameliyat yapmak üzere özel davetlerle ülkemizin İstanbul ve Antalya olmak üzere değişik illerindeki seminer ve kongrelere katıldım.
Son yıllarda reflü diye tabir edilen mide hastalıkları çoğalır oldu. Konuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Gastroözofajiyal reflü veya kısaca reflü hastalığının artmış olmasının nedeni, konuya daha çok dikkat çekilmesi ve hastalığın öneminin farkına varılması olabilir. Reflü hastalığı yemek borusunun en sık karşılaşılan problemi olup, Türkiye’de erişkin nüfusun % ‘20 ila 25’ini etkiliyor. Yani her 4 kişiden biri bu hastalığı çekiyor. Karadeniz’de de durumun farklı olmadığı kanısındayım. Doğru teşhis edilmeden uzun yıllar ilaç tedavisine maruz bırakılan hastalar gereksiz yere çile çekiyor. Halbuki acısız, sıkıntısız çok kısa tek bir ameliyatla hastalarımız reflü problemlerinden kurtulabilirler. Uzun yıllar süren ilaç tedavilerinde harcanan paraların yerine, yapacağımız tek bir ameliyatla bu sorun kökünden halledilebilir. Yapmış olduğum araştırmalarda da gördüm ki, Samsun’da bu ameliyatı pek yapan yok ve hastaların da ameliyat korkusu ya da, ameliyat olsam farklı durumlarla karşılaşır mıyım şeklinde endişeleri var. Bu tür düşünen hastalarımıza şu şekilde cevap vermek istiyorum; Büyük Anadolu Hastanesinin son sistem teknolojik cihazları, benim ve arkadaşlarımın reflü ameliyatları konusundaki tecrübelerimiz hastalarımızın uzun yıllar çekmiş oldukları sıkıntılarından çok kısa sürede kurtulmaları sağlayacak. Tercihi halkımıza bırakıyorum. Şunu da belirtmek isterim ki, ben reflü ameliyatlarında açık cerrahi yöntemi değil, kapalı cerrahi yöntemi kullanmaktayım. Bu yöntemle hasta operasyondan sonra ertesi gün gıda alımına başlıyor ve sonraki günde de taburcu oluyor.Yani hasta 3 gün içinde normal aktivitesine kavuşuyor. Bu açık cerrahide mümkün değil. Hastalar da bu ameliyattan çok memnun kalıyor. 48 saat içinde hasta normal hayatına devam ediyor. Hatta bazen hastalarım gece beni arıyorlar, "Hocam sizden Allah razı olsun. Artık tost yiyebiliyorum" diye bana teşekkür ediyor.
Hocam; bir de Obezite ( Şişmanlık ) hastalığı konusunda da çok başarılı çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi de bizimle paylaşır mısınız?
Obezite, gelişen toplumların önemli sorunlarından birisi. Obeziteyle ( Şişmanlık ) de kapalı cerrahi yöntemi kullanarak çok çabuk başarı sağlayabiliyoruz. Mide bandı uygulamasıyla şişmanlığın tedavisi mümkün.
Obezite cerrahisinde uygulanacak çok yöntem var. Mide bandı bunlardan birisi. Her cerrahi işlem gibi bunun da bir riski var, ama açık cerrahi yöntemiyle yapılırsa risk yükseliyor. Kapalı cerrahi yönteminde bu risk en alt seviyelere kadar düşüyor.
Samsun ilinde Endoskopik uygulamalar açısından yeterli alt yapı sizce hazır mı?
Samsun’da çok ciddi anlamda endoskopi ünitesine ihtiyaç duyuluyor. Bu işi ciddi ve profesyonel yapacak ekibe ihtiyaç var. Biz Büyük Anadolu Hastanesi ve ekibimizle bu üniteyi kurmuş durumdayız. İnşallah bundan sonraki dönemlerde Samsunlu ve çevre illerdeki hasta vatandaşlarımızın bu alandaki ihtiyaçlarını karşılama inancı ve gayreti içerisinde olacağız. Endoskopiyi hem teşhis, hem de tedavi amaçlı kullanabileceğiz.
Hocam, Japonya da 2 yıl mide kanserleri üzerinde çalıştığınız. Dolayısiyle de büyük deneyim kazanmışınızdır…
Evet doğrudur. Benim çok önemli çalışmalarımdan biri de mide kanseri tedavisi. Türkiye’de sadece belli merkezlerde bilinen, ancak genel anlamda pek bilinmeyen Mide Kanserinde DII - DIII diseksiyon tekniğini Samsun’a getirdik. Büyük Anadolu Hastanesi ve ekibimizle bu sayede Japonya’da olduğu gibi mide kanserli hastalarımızın yaşam sürelerini ve kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Bu konuda Japonya’da kazandığım tecrübe çok büyük. Japonlar endoskopik teşhis ve tedaviye çok önem veriyor. Bu sayede mide kanserlerini erken teşhis ederek DII ve DIII diseksiyon tekniği ile yaptıkları ameliyatlarla hastaların yaşam sürelerini uzatıyorlar. Şu anda Japonya’da erken mide kanserleri, tüm mide kanserlerinin % 60 – 65 i. Bunlarında büyük kısmı 15 – 20 yıl yaşıyor. Bizim de yapmamız gereken bu hastalığı erken yakalamak için endoskopiyi yaygınlaştırmak olmalı. Karadeniz Bölgesi, Türkiye’de kanser hastalığı teşhisinin en fazla koyulduğu yer olarak herkes tarafından bilinmekte. Bu yüzden hem benim açımdan, hem de Samsun ve bölge halkı açısından çok büyük bir fırsatı yakalamış durumdayız. Ben ve arkadaşlarım, Türkiye’de çok az bilinen bir yöntemi uygulama fırsatı bulacağız. Halkımız da bu yöntemden şifa bulmanın fırsatıyla sağlığına kavuşmuş olacak.
Meslek yaşamınızda ilginç gelen bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Pek çok ilginç vaka ile karşılaştım. Ama benim hiç unutamadığım; 63 yaşında bir erkek hasta getirdiler. Hastanın karnında çok büyük bir şişlik mevcuttu. Ve ameliyatta hastadan 42 kg tümör kitlesi çıkarmıştık. Hastanın tümörü vücudunda bu kadar büyüyünceye kadar beklemesi bana çok ilginç gelmişti.
Son olarak hastalarımızın rahatsızlıklarını erken teşhis ve tedavi ettirmelerinin çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.
|